- Hanım çayları koydun mu? - Koydum bey - Hanım nerde bizim oğlan - Karne almaya gitti bey - Doğru ya bugün karne günüydü dimi beraber gidecektik neyse artık dükkâna geçerim Yusuf Bey sofraya karısıyla beraber oturdu. Bir kaç bir şey atıştırdıktan sonra - Hanım ben gidiyorum - Doğru dürüst bir şey yemedin bey - Sabah Rüstem gelecekti su malları arabaya bir yükleyelim sonra gelip bir şeyler yeriz Yusuf Bey girişte asılı duran ceketini aldıktan sonra alttaki raftan ayakkabıları çıkarttı. Ayakkabıları giyerek dışarı çıktı. Dükkânı hemen evin yanındaydı. Cebinden dükkânın anahtarını çıkartarak kiline sokup kapıyı açtı dükkânda sandalyeden başka hiç bir şey yoktu sandalyeyi alıp kapının önüne oturdu. Rüstem köse başından dönerek Yusuf amcanın dükkânını önüne geldi. - Selamın aleykum Yusuf amca - Nerde kaldın Rüstem hani gelecekti mallar - Amca şimdi aradım on dakika sonra ordayız dediler amca bu adamlar sakat adamlar değiller - Tamam, Rüstem sen bir sandalye kap kahveden çay içiyor musun? - İçerim Amca - Hüseyin oğlum bize iki çay Rüstem sandalyeyi getirip Yusuf beyin yanına oturur. Hüseyin çayları verdikten sonra kahveye gider. - Eee anlat bakalım Rüstem annen baban nasıl? - Bildiğin gibi amca babam çalışıyor Annem evde oturuyor - Bilirim ben senin babanı yarın bize davetlisiniz he mazeret filan istemem - Tamam, amca bizimkileri söylerim Köşe başından hızla dönen ufak çocuk doğru Yusuf beyin karşısına dikilerek - Yusuf amca Halit abi Çocuk biraz soluklandı. - Ne olmuş oğlum Halit’e niye kafeye mi gitti yoksa - Yok, Yusuf amca okulun önünden Halit abimi siyah araba alıp götürdü. - Ne?