|
Hınzır Kız |
Sayın okuyucu, ben bir akşam üstü Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde gördüğüm bir kızı yana yakıla arar ve sağ olun sizleri de bu aramada seferber etmişken bir gün deniz kıyısında oturmuş hem son günlerin yoğun temposunda gelişen olayları süzmeye -O koca kafalı da bence iyi bir süzmeye örnek teşkil ediyor, bir de Cinzar çok duygusal bulmuş da, ortak iş yapacaklar ya; zaten Cinzar’ın en çok sevdiği şey para, çalışıyor hem de bana O kızla karşılaşacağımı söyleyen O sümüklü çingene falcı kızı bir kez daha öpmek için bakınıyordum.
Karşıda Sarayburnu’nu gören bankların birinde oturmuş, kah denizin sabah kokusunu, iş günü telaşını seyrediyor, kah arkamdaki yoldan geçen arabalara, koşar gibi işlerine yetişmeye çalışan insanlara tembel tembel bakıyordum. Birazdan Cinzar ile buluşacaktık.
O esnada cep telefonum çaldı, daldığım güzel hayallerden uyanarak arayan numaraya baktım. Tanıdık biri değildi, açmak istemedim, fakat O, benden daha ısrarcıydı. Sonunda açtım, sesle beraber irkildim. Arayan yıllar öncesi çok samimi, içten ve her şeyimizi paylaştığımız bir dost, bir arkadaştı. Hatta, kendisini yolcu ederken _istasyon görevlisi olan babasının tayini sebebiyle, O``nu anlatan bir şiir yazmış –asafça ve paylaştıklarımızın ve değerli dostluğumuzun anısına vermiştim. Edebiyat Defteri’ne üye olunca bu şiiri siz okuyuculara da sundum.
O’nun arkadaşlığı çok özeldi. Dosttu, bir köşede duran ve ihtiyaç duyduğunuz anda yanınızda biten. Emindiniz, gel dediğinizde hemen geleceğinden. İyi gün dostundan ziyade kötü günde yanınızda olan.
Kişiliği çok çok sağlamdı. Anlat dinlesin seni saatlerce, paylaş aşklarını, hayallerini, ilk kaçamağının sıcaklığını, babandan yediğin fırçaları, öğretmenlerini dök içini korkmadan ve unutsun tüm anlatılanları bir saniyede. Kessen, dilim dilim doğrasan bir laf alamazsın ağzından.
Paylaşımcıdır, elinde avucunda ne varsa verir. Hatırlarım kaç defa param olmadığında istemeden bazen harçlığının yarısını, bazen de tamamını vermiştir.
O kendisini ise pek anlatmaz. Susar, bazen gözlerindeki fırtınalardan, bakışlarının çakmak çakmak olmasından bir sıkıntısı olduğunu anlardım, karşılıklı saatlerce oturur, bir şey konuşmazdık. O’nun da kendisini paylaşması böyle oluyordu.
O daima bir limandı, sakin, huzurlu ama aynı zamanda sert ve kırılgan. Defterinden sildiği, O’nun için artık bitmiştir. Yalnızlıktan da hiç korkmazdı karanlıktan korkmadığı gibi.
Ama az gezmedik, dolaşmadık O`nunla İstanbul’da. Sabah evden bir çıkardık hafta sonlarında, hele bir de harçlığımız varsa. Bazı zamanlar Bostancı’dan Kadıköy’e kadar yürüye yürüye giderdik. O Bağdat Caddesinde girmediğimiz delik kalmazdı. Hele bir de güzel bir film varsa. O zamanlar sinemalar şimdiki gibi değildi, kocamandı _ O adamın da kafası kocaman, tek film oynardı Suadiye sinemasında. Böl böl yönet prensibi henüz Türkiye’ye girmemişti. Eğer karşıya geçtiysek Sultanahmet’ten başlayarak Topkapı’ya kadar giderdik. Elbette sultanahmet köftecisine uğrayarak. Bazen de Karaköy, Tünel, İstiklal ver elini oradan da Taksim. Hey gidi Taksim hey. Halen 1 Mayıs 1977 mitingi unutulmadı. Sahi Choatica, yaz bir şiir bu konuda da belki insanlar!.. biraz daha insanlaşır.
Dedim ya O gözlerinle konuşurdu, hele yaramazlıklarımızda. Ailelerimiz veya arkadaşlarımızla olduğumuz zamanlar bir şey hatırlatacağında hınzırca gülümser, gözbebekleri aydınlanır, parlar, hoş bir gülümsemenin kıvrımları dudaklarının kenarına yayılır ve onları benden başka kimse göremezdi. Aramızda sanki gizli bir antlaşma vardı.
İşte yıllar sonra çalan telefonun bana geçmişin hatıralarından hatırlattıkları. Niçin aradığına gelince. Edebiyat Defteri’nde kendine yazdığım asafça şiirini ve diğer şiirler ile birlikte özellikle Beyoğlu yazılarını görünce küplere binmiş. Niçin kendi şiirine az yorum yapılmış da daha ne olduğu belli olmayan kız için bir sürü yorum yapılmış. Lafı da özellikle de Chaotica’ya, palyoça abla Thyke’ya, Ceyda Hala’ya, Asran`a, Vandi``ye imiş. Neymiş O’na yazılan şiir, şiir değil miymiş... Bir saat konuştu, ben dinletim. Ve ilk defa bu kadar uzun konuştu. Allah’tan yanımda değilmiş. Ya yanımda olsaydı da gözleri ile konuşsaydı.
İşte böyle sayın okuyucu. Alın size yeni bir dert. Ben kendisine anlattım, O şiirin de iyi olduğunu, ancak sitede yeni olmamdan dolayı pek yorum almadığını söyledim. İnanmadı. Hatta hakkının en az beyaz kurdele olduğunu -hatta kırmızı olmalıymış, söyledi.
Söz siz de. Bu sayfada yapacağınız yorumları şiir sayfasında yaparak eski bir arkadaşımın ama gerçek bir arkadaşımın gönlünü almada bana yardımcı olabilirsiniz.
Hınzır arkadaşım için..
Saygılarımla

|
Yorumlar |

|
|