Ana Sayfa  Sohbet  Videolar  Resimler  Manken Resimleri  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 Asker Şiirleri
 Ayrılık Sözleri
 Ayrılık Şiirleri
 Aşk Hikayeleri
 Aşk Sözleri
 Aşk Şiirleri
 Burçlar & Aşk
 ChatOdam
 Cilt Bakımı
 Diyet Listesi
 Doğum Günü
 Dost Mesajlari
 Etkileyici Sözler
 Fıkralar
 HaBer
 Hasret Şiirleri
 HayvanLar Alemi
 Hikayeler
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Sevgi Sözleri
 Sevgililer Günü
 Sms Sözleri
 Teknoloji
 Videolar
 Yanlızlık Şiirleri
 Özlem Mesajları
 Özlem Şiirleri
 Özür Sözleri
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
  İletişim

 Posta Güvercinleri.html

Okunma

1962

Posta Güvercinleri
 

POSTA GÜVERCİNLERİNİN KÖKENİ VE GELİŞTİRİLMESİ

“Posta güvercini” kavramı oldukça geniş bir anlama gelmektedir. Çok eski dönemlerden beri çeşitli güvercin ırkları dünyada posta güvercini olarak kullanılmışlar ve adlandırılmışlardır. Günümüzde posta güvercini denildiğinde dünyada son 200 yıldır geliştirilmiş olan ve artık daha çok yarış amaçlı yetiştirilen güvercin ırkı akla gelmektedir. İngilizce’de “Homing Pigeons” adlandırması posta güvercini anlamına gelmektedir. Ancak daha çok yarış amaçlı yetiştirilen modern posta güvercinlerini tanımlamak içinse, “Racing Pigeons” kavramı kullanılmaktadır. Ülkemizde ise bu güvercinlere “Posta Güvercini” ya da “Postalı” denilmektedir. Bu ırkın gelişimi hakkındaki bilgiler kesin kanıtlara dayanmamakla birlikte, 1800 yılların başından itibaren Belçika’da geliştirildikleri bilinmektedir. O yıllarda Belçika’da bu ülkenin eski ırklarından biri olan “Smierel” adı ile bilinen güvercinler, posta güvercini olarak kullanılmaktaydılar. Smierel ırkı köken olarak Owl ırkı güvercinlerden gelmeydi. Posta güvercini yarışlarının yaygınlık kazanmasına bağlı olarak, bu ırk geliştirilmeye çalışıldı. Kökü Carrier ırkından gelen Dragon ırkı ve bazı taklacı ırklarla kırılarak ırka uzun uçuş özellikleri katılmaya çalışıldı. Bu çalışmalar sonrasında 1815–1825 yılları arasında geliştirilen yeni ırka “Antwerp Smierel” adı verildi. Antwerp ırkı daha başarılı sonuçlar almaya başlamıştı. Bunun üzerine Antwerp ırkının geliştirilebilmesi için çalışmalara başlandı. Antwerp ırkı 1850–1875 yılları arasında Runt ile Ortadoğu kökenli olan Carrier ve Bağdat ırkları ile kırıldı. Elde edilen yeni ırk daha da başarılı idi. Böylece 100 yıllık bir sürecin sonunda daha ideal bir posta güvercini ırkına ulaşılmış oldu. Bugün bilinen modern posta güvercini ırkı, 1900 yıllarının başından itibaren son şeklini almış oldu.

POSTA GÜVERCİNLERİNİN TARİHİ

Posta güvercinlerinin dünya üzerindeki geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Bu konudaki ilk kayıtlar M.Ö 1200 yıllarına kadar gitmektedir. Bu yıllarda Mısır’da güvercinlerden haberleşme amacı ile yararlanıldığı bilinmektedir. Yani günümüzden yaklaşık 3200 yıl kadar önce bu güvercinlerin ilk ataları yetiştirilmekteydi. Daha sonraki dönemlerde haberleşme amaçlı yetiştiricilik farklı ülkelere de yayılmıştır. M.Ö 300 yıllarında Çin’de güvercinlerle bütün ülkeyi kapsayan bir haberleşme ağı kurulmuştur. Özellikle savaş sırasında ki haberleşmelerde güvercinler önemli bir rol oynamışlardır. Cengiz Han’ın seferleri sırasında haberleşme amaçlı posta güvercin kullandığı bilinmektedir. Bağdat halifelerinin de güvercinlere çok değer verdiği bir gerçektir. Suriye’nin güçlü hükümdarı Nureddin (1146–1174) Mısır’da yıllarca çok iyi işleyen bir güvercin posta şebekesi kurmuş olması ile ünlüdür. Bu amaçla kullandığı güvercinlerin ayak ve gagalarını kendi şifreleri ile işaretlemiştir. Kullandığı güvercinler Irak’tan getirilen boyunları renkli ve benekli beyaz güvercinlerdi. Eski Yunan ve Roma’da da savaşlar sırasında güvercin kullanımı yaygındır. İslam öncesi Orta Asya’da bulunan Türk devletleri ile Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda da güvercinler hem haberleşme hem de güzellikleri için yetiştirilmişlerdir. Anadolu’da Yapılan kalelerin bazılarında posta güvercinleri ile haberleşme amaçlı güvercinlikler inşa edilmiştir. Bunların güzel bir örneğini Adıyaman’da Memlük egemenliği döneminden kalma Yeni Kale’de görebiliriz. Son büyük savaşlar olan I. Ve II. dünya savaşlarında da güvercinlerden haberleşme amaçlı yararlanılmıştır. Hele telsiz ve telefon görüşmelerinin yapılamadığı anlarda posta güvercinleri çok işe yaramışlardır. Hatta savaş sonrası hizmetlerinden ötürü madalya verilmiş posta güvercinleri bile bulunmaktadır.

OSMANLI DEVLETİNDE POSTA GÜVERCİNİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Osmanlılarda haberleşme amaçlı kullanılan güvercinlerin başında “Bağdat” güvercini gelmektedir. Bağdat güvercinleri o dönemde gerçektende çok kıymetli ve değerli olarak kabul edilmekteydiler. Uzun uçması ve yuvasına bağlılığı onu, iyi bir posta güvercini haline getirmiştir. Anadolu’da eski devirlerde “salma kuşu” olarak kullanılmıştır. Bir yere yuvasını yaptıktan sonra, başka bir yere alıştırmak imkansız gibidir. Aradan 10 yıl bile geçse bıraktığınızda ilk yuvasını bulur. 1600’lü yıllarda Evliya Çelebi Bursa’dan bırakılan kuşların İstanbul’a hemen ulaşabildiklerini belirtmektedir. Osmanlı dönemi öncesinde Bağdat güvercinlerinin Türkler tarafından posta güvercini olarak kullanılmaya başlaması Büyük Selçuklular döneminde başlamıştır. 1000 li yılların başlarından itibaren bugünkü Ortadoğu bölgesinde egemen olmaya başlayan Büyük Selçuklular, Tuğrul beyin 1055 yılında Bağdat’a girmesi ile birlikte bölgeye bütünü ile egemen olmuşlardır. Bu yıllarda Bağdat güvercinleri Türkler tarafından posta amaçlı olarak kullanılıyorlardı. Daha sonra I. Haçlı seferi olarak bilinen ve 1098 yılında Kudüs’ün alınması ile son bulan savaşlar sırasında Türklerin, Bağdat güvercinleri aracılığı ile haberleşmeyi sağladıkları bilinmektedir. 1169 yılında Eyyubi hanedanlığının ilk hükümdarı olarak Mısır’a hükümdar olan Selahaddin Eyyubi’nin haçlı orduları ile olan savaşları sırasında ve özellikle de III. Haçlı ordularının 1191’de Akka kuşatması sırasında bütün haberleşme sistemini Bağdat güvercinleri ile sağladığı bir gerçektir. Haçlı orduları vurdukları bir güvercin sonucu bu haberleşmenin varlığını ortaya çıkarabilmişlerdir. Bu olaydan sonra o yıllarda Avrupa’da unutulmaya yüz tutmuş olan posta güvercini ile haberleşme geleneği yeniden canlandırılma yoluna gidilmiştir. Bu amaçla 1191’den sonra bazı Bağdat güvercinleri Haçlı orduları aracılığı ile Avrupa’ya götürülmüştür. Bağdat ırkı güvercinlerin Avrupa’ya ilk gönderilmeleri bu şekilde gerçekleşmiştir. Bağdat ırkı güvercinler çok sonraları 1800 lü yılların başlarında bugünkü modern posta güvercinin elde edilmesi sırasında kullanılacaklardır. 1190 lı yıllarda Bizans İmparatorluğu aracılığı ile Anadolu’ya da hakim olan Haçlı orduları, İskenderun ile İstanbul arasında Bağdat güvercinlerini kullanarak bir haberleşme sistemi yaratmayı başarmışlardır. Bağdat güvercinlerinin Anadolu’da kullanımları 1200 lü yılların başında bu şekilde başlamıştır. Bir yüz yıl kadar sonra Osmanlıların Anadolu’da egemenlik kurmalarını takiben bu güvercinlerin kullanımının devam ettiği bilinmektedir. Osmanlı ordularının seferleri sırasında sepetler içinde bir çok güvercin taşındığı ve bunların haberleşme amacı ile kullanılan Bağdat güvercinleri olduğunu tarih kitapları yazmaktadır. Görüldüğü gibi Osmanlılar da başlangıçtan beri savaşlarda haberleşme amaçlı posta güvercini kullanmaktadırlar. Hatta Diyarbakır’ın Osmanlı topraklarına katılması böyle bir güvercinin ulaştırdığı haber sonucu olmuştur. Şah İsmail ve onun denetimindeki Karahan komutasında bulunan İran orduları, Diyarbakır kalesini kuşatmıştır. Kale halkı kuşatmaya karşı direnmiş ancak açlık ve kıtlık sonucu teslim olma noktasına gelmiştir. Tam bu noktada halkın imdadına bir posta güvercini yetişmiş ve Osmanlı ordusunun Bıyıklı Mehmet Paşa komutasında büyük bir ordu ile İstanbul’dan yardıma geldiği haberini getirmiştir. Bunun üzerine halk direnişe devam etmiştir. Bu ordunun Diyarbakır’a ulaşması sonrası 10 Eylül 1515’de Diyarbakır Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu tarihten sonra her 10 Eylül gününde Diyarbakır’da kurtuluş şenlikleri düzenlenmesi bir gelenek haline gelmiştir. Bu şenliklerin en önemli özelliklerinden biri de güvercin yarışmaları düzenlenmesi ve yarışı kazananlara altın olarak ödül verilmesidir. Bu gelenek, Diyarbakır’da 400 yıl yaşatıldıktan sonra ne yazık ki I. Dünya savaşının kıtlık dolu yıllarında ve onu izleyen Cumhuriyet döneminde unutularak terk edilmiştir. Osmanlı’da posta güvercini yetiştiriciliği askeri amaçlı olarak ele alınmaktadır. Bu konuda elimizdeki en eski belge 1890 tarihlidir. Bu belge, Osmanlı ordusunda askeri amaçlı posta güvercini yetiştirilmesini öngörmektedir. Bu tarihten itibaren Osmanlı ordusu posta güvercini alımları yapmakta ve bunların eğitimi ile ilgili çalıştığını bilmekteyiz. 1897 tarihli bir belgede “güvercin posta muhafazası” adlı bir icadın Paris’teki Osmanlı büyük elçiliğine gönderildiğini öğreniyoruz. 1895 yılında yazılmış “posta güvercinlerinin terbiyesi” adlı bir yazı Osmanlı devlet arşivinde bulunmaktadır. Gene savaş zamanı Kerç ile Kefe ve Sivastopol arasında haberleşmede kullanılmak üzere posta güvercini eğitildiği 1898 tarihli bir belge ile bilinmektedir. 1895 tarihli bir başka belgeden ise, Rus filosunun Karadeniz’deki manevraları nedeni ile İstanbul ve Nikolajow veya Sivastopol arasında haberleşmenin sağlanması amacı ile Büyükdere’deki Rus büyükelçisinin konağının bahçesine bir posta güvercini istasyonu kurulduğunu öğrenmekteyiz. Bu yıllarda posta güvercinleri askeri amaçlarla kullanılmakla birlikte ordu içinde sistemli bir organizasyon bulunmamaktadır. Posta güvercinleri bu dönemde resmen Türk ordusunda bir haberleşme aracı olarak tanınmış değildir. Çıkartılmış olan bazı talimnameler ile konu düzenlenmiş durumdadır. Ancak ordu içinde bu konuda bir sistem kurabilme çabaları gözlenmektedir. Bu amaçla 16 ekim 1901 tarihinde ordu içinde “Türkiye Güvercin Postaları” kurulması için bir karar alınmışsa da düzgün bir askeri yapılanma oluşturulamamıştır. Oysa o yıllarda, Birinci Dünya Savaşı sonrasında (1918) Fransız ordusunda yararlanılabilir durumda 30.000 posta güvercini bulunduğu bilinmektedir.

AVRUPA’DA GÜVERCİN POSTALARI

1900 lü yıllara gelindiğinde, Avrupa’da Posta güvercini kullanımı oldukça gelişmiş durumdadır. 1870-1871 yılları arasında bir yıllık süre içinde Avrupa’da posta güvercinleri ile taşınan posta sayısı, 115 bin resmi ve 1 milyon gayri resmi olmak üzere 1.115.000 kadardır. İlgililerin o yıllarda yaptığı bir hesaba göre, bir yıl içinde taşınan bu posta eğer kitap haline getirilmiş olsaydı 500 ciltlik bir kütüphane oluşturabilirdi. Bu kadar çok mektubun taşınabilmesinde Mösyö Drajon adlı bir kişinin geliştirdiği “Hardbin” yöntemin payı çok fazladır. Bu yöntemde güvercinlerle gönderilecek mektuplar fotoğraf tekniği kullanılarak 1/800.000 oranında küçültülebiliyordu. Bu yöntemle çekilen fotoğraflar, jelatin bir zar üzerine nakledildikten sonra, bu zar bükülerek, bizim şu an kullandığımız ilaç tüplerine benzer ağzı kapaklı alüminyumdan yapılma bir kap içine koyuluyordu. Bu küçük tüp ya güvercinin ayağına ya da kuyruk teleklerinin ortasındaki tüylerden birine bağlanıyordu. Eğer ayağa bağlanacaksa kuşun dengesini yitirmemesi için her ayağa birer tüp bağlanmaktaydı. Tüplerin bağlanması sırasında bal mumuna batırılmış ipler kullanılmaktaydı. Bu şekilde üzerine tüp bağlanan güvercinler uçuruluyordu. Güvercinler varması gereken yere ulaştıktan sonra, postanın okunabilmesi için, amonyaklı su içinde işleme tabi tutulması gerekiyordu. Bu sistem sayesinde gerçekten çok sayıda mektup aynı anda taşınabilmiştir.

CUMHURİYET YILLARINDA POSTA GÜVERCİNİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Osmanlı sonrası Cumhuriyetin ilk yıllarında da ordu içinde posta güvercinlerinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Ülkemizde güvercinler konusunda yayınlanan ilk kitap 1925 tarihlidir. Bu kitap posta güvercinleri ile ilgili olup Osmanlıca’dır. Nuri Halil adlı bir yüzbaşımız tarafından yazılmış olan 48 sayfalık bu kitap, “Muhabere vasıtalarından güvercin usul-i talim ve terbiyesi” adını taşımaktadır. Bu kitaptan öğrendiğimize göre 1925 yıllarında ordu içinde bir takım düzenlemeler yapılmış olmakla birlikte, hala posta güvercinleri konusunda ciddi bir yapılanmanın olmadığını anlıyoruz. 1931 ve 1936 yılları arasında Cumhuriyet arşivi kataloglarında posta güvercini yetiştiriciliği ile ilgili çeşitli kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlardan o dönemde posta güvercini alış verişinin Rusya ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Rusya’dan güvercin istasyonları, muhabere malzemeleri, güvercin maskeleri ve selloloit halka (Marka) alındığı bu kayıtlarda görülmektedir. 1936 yılına ait bir kayıtta 5000 adet selloloit halka sipariş edilmiş olması ordunun posta güvercini sayısı hakkında kısmen bir fikir vermektedir. 1938 ve 1953 yıları arasında Türk Ordusunda posta güvercini yetiştiriciliğinin daha da yaygınlaştığını konu ile ilgili bazı belgelerden anlamaktayız. Özellikle 2. Dünya savaşı yıllarında, savaş sırasında posta güvercini kullanımının dünyada yaygınlaştığı yıllarda ülkemizde de bu konuda bir hareketlenme yaşanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan bazı belge ve yazışma kayıtlarından anladığımıza göre 1954 yılı başında Türk Ordusunda posta güvercinlerinin muhabere (haberleşme) amaçlı kullanımına son verilmiştir. Günümüzde posta güvercini yetiştiriciliği daha çok sportif ve yarış amaçlı olarak yapılmaktadır. Posta güvercini yetiştiricileri dünyada çok ciddi ve büyük örgütsel donanıma sahiptirler. Dünyanın neredeyse her ülkesinde kulüpleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki posta güvercini yetiştiricileri de son yıllarda hızla örgütlenmekte ve çeşitli dernek, kulüp gibi organizasyonlar altında toplanmakta ve yarışlar düzenlemektedirler.

CASUS VE PROPAGANDİST POSTA GÜVERCİNLERİ

Konu iletişim olduğunda işin içine başlangıçta tahmin edilemeyen bazı hususlarda katılabiliyor. Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulduğu dönemlerden itibaren stratejik önemi nedeni ile çeşitli casusluk ve özellikle de 2. Dünya savaşı sonrası soğuk savaş yıllarında SSCB kaynaklı propaganda faaliyetlerinin etkisi altında kalmıştır. Bu faaliyetlerde bir çok araç kullanılmakla birlikte posta güvercinleri de kullanılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivleri incelendiğinde bu konuda bir çok şaşırtıcı belge ile karşılaşılmaktadır. Bu belgeler, Türkiye içinde bulunan ve yabancı ülkeler adına çalışan casuslara yurt dışından gönderilen haberlerden, sadece propaganda amacı ile gönderilen çeşitli mektup ve broşürlere kadar değişiklik göstermektedir. Posta güvercinleri ile sürdürülen bu tür faaliyetlerin saptanması üzerine, Türk yetkili makamları çeşitli önlemler alarak korunabilme yoluna gitmişlerdir. İlk alınan önlem ayağı halkalı her türlü kuşun sağ ve diri olarak bulunması halinde yetkili makamlara teslim edilmesi zorunluluğunun getirilmiş olmasıdır. 1938 yılında o dönemdeki adı Dahiliye Vekaleti olan İçişleri Bakanlığından bütün valiliklere gönderilen belgelerden bunu anlamaktayız. Bu zorunluluk sonraki yıllarda da bazı değişikliklerle birlikte devam etmiştir. Bu uygulamaya bağlı olarak ele geçen her türlü ayağı halkalı kuşun İçişleri bakanlığına ve posta güvercinlerinin de en yakın askeri garnizona teslim edilmeleri gerekmektedir. Bu uygulama Türk ordusunda kullanılan posta güvercinleri ile yabancı ülkelere ait posta güvercinlerini de içermektedir. (O yıllarda Türk ordusunda haberleşme amacı ile kullanılan posta güvercinlerinin ayağında alüminyum bir halka ve selloloit bir bilezik bulunmaktadır. Alüminyum halka üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olan T.C işareti ve kuşun numarası yazılıdır.) Bu uygulama ile casusluk faaliyetleri engellenmeye çalışılırken bazı bilimsel çalışmalar da istenmeden engellenir hale gelmiştir. Çünkü kuşların ayağına takılan halkalar sadece casusluk ve propaganda amaçlı değil, çoğunlukla bilimsel amaçlarla takılmaktadır. Bilimsel amaçlarla ve özellikle kuşların göç yolarının saptanabilmesi amacı ile yapılan halkalama çalışmaları sonucu, bugün kuşlar hakkında bir çok bilgi elde etmiş durumdayız. Uluslar arası ornitoloji (kuşbilim) birliklerinin aldığı kararlar gereği bu tür kuşların taşıdıkları numaraların ait oldukları istasyonlara bildirilmeleri gerekmektedir. Türk hükümetlerinin ilgili birliklerce uyarılması üzerine, ilk tedbir olarak bu konudaki haberlerin basına yansıması yasaklanmıştır. Böylelikle hem ülkemizin uluslar arası topluluklarda bilime destek olmayan görüntüsü kısmen engellenmek istenmiş hem de casusların bu bilgileri gazeteden öğrenmelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Çünkü gazete haberlerinde kuşun ayağında bulunan mesaj aynen yayınlanmaktaydı. Bu konuda Emniyet Müdürlüğü arşivinde, İçişleri Bakanlığı tarafından 1938 ile 1960 yılları arasında valiliklere gönderilmiş bir çok uyarı yazısı bulunmaktadır. Daha sonra haber taşıyan ayağı halkalı güvercinlerle bilimsel amaçlı halkalı kuşlar birbirinden ayrılma yoluna gidilmiştir. Bilimsel amaçlı kuşların Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Bu konuda bakanlık ve üniversite arasında 1958 tarihli yazışma belgeleri mevcuttur. Üniversite daha sonra bunları biriktirip yıllık olarak yayınlama yoluna gitmiştir. Böylece bilimsel çalışmalara destek olunma yoluna gidilmiştir. Örneğin 1952 yılı ile 1953 yılları arasında ele geçirilen ayağı halkalı kuş sayısı 64 tanedir. İlgili üniversitenin 1961 yılında listelediği ayağı halkalı kuş sayısı ise 24 tanedir. Bu yıllarda ayağında bir posta muhafazası içinde yazılı bilgiler taşıyan bir çok posta güvercini çeşitli şekillerde ele geçirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivlerinde bu konuda çeşitli belgeler bulunmaktadır. Ben burada konuyu fazla uzatmamak açısından bunlardan birkaç örnek aşağıya aktarmak istiyorum.

- 12 Kasım 1954, Kırklareli Vize ilçesi yakınlarında bulunan ölü bir posta güvercinin ayağından çıkan Bulgarca notun tercümesi: “BOEF bu güvercini salıyorum. Brodileşka patikasında 430.5 LOLO’ya söyle bize yemek bıraksın.”
- 17 Şubat 1944, Kars ili Sarıkamış ilçesi yakınlarında canlı olarak bulunan bir posta güvercininin ayağından çıkan Rusça notun tercümesi: “Haber veriyorum ki 3 parti gönderdim. İstikameti iyi tayin ediyorlar. Yumuşak ve hafif bir hava esiyordu. 12.95 kampı”
- 21 Temmuz 1938, Edirne’de ele geçirilen bir posta güvercininin ayağından çıkan Arapça notun tercümesi: “Onlar başları üzerinde uçuşan kuşları, kanatlarını açıp kaparken görmüyorlar mı? O kuşları havada tutan yalnız esirgeyen tanrıdır. O her şeyin iç yüzünü görür. Yoksa esirgeyen tanrıya karşı size yardım edecek askeriniz mi vardır? Siz kafirler ancak aldanmaktasınız. Şayet o rızkınızı tutacak olursa size rızkınızı kim verebilir? Hayır onlar boyun çekmekte ve haktan nefret etmekte ayak dirediler. 16.6.1938”
- 20 Mart 1939, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yakalanan Fransızlara ait bir posta güvercininin ayağından çıkan Fransızca notun tercümesi: “14 3 1939 saat 22 –23 raddelerinde Meydanekbez’e 40 müsellah hücum ettiler. Müsellahlar 200 mermi endaht ettiler. Hasarat yoktur. Bir kadını sağ omzundan yaraladılar. Müsademeden evvel telefon hatları Meydanekbez’e 2 km. kala kesilmiştir...” Bu notun Kürtdağında harekat yapan Fransız birliklerinin kendi iç haberleşmesi olduğu belirlenmiştir.
- 12 Ekim 1958, tarihinde Edirne ili İsmailce bölgesinde yakalanan bir posta güvercininin ayağından çıkan Bulgarca notun tercümesi: “Fişre’de traktör, nöbette 2 adam”

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Normal güvercinlere göre biraz daha iri yapılı ve gramajlıdırlar. Düzgün biçimli yuvarlak bir kafa şekilleri vardır. Takka , perçem gibi uçuşu engelleyecek özellikleri bulunmaz. Gözler biraz iri olup “inci göz” tabir edilen şekilde olanları makbuldürler. Göz renkleri kırmızıdır. Göz rengi, kuş seçiminde alıcılar arasında önemli kriterlerden biridir. Göz çevresi halkası beyaz renk olup biraz belirgin olmaktadır. Siyah renk olan gaga, orta uzunlukta ve kalınlıktadır. Ayaklar paçasız ve açık kırmızı renktedir. Ayak parmakları biraz uzundur. Bacaklar da gene biraz uzun ve yay gibi gergin olurlar. Dik duruşlu ve gerçekten de sportmen bir görünümü olan güvercinlerdir. Kanatlarını kuyruğun üzerinde taşırlar ve kuyruk 12 telekten oluşur. Kanatlarda 10 ar telek bulunur ve en baştaki teleğin biraz dışa doğru bakması tercih nedenidir. Kanat altı örtü tüylerinin düzgün ve iyi gelişmiş olmasına dikkat edilir. Bu tüyler uçmayı kolaylaştırmaktadır. Farklı renk çeşitleri bulunmaktadır. Mavi, kırmızı, beyaz gibi renkleri yaygındır. Beyaz ve düz renkleri haricinde kanat üzerinde iki sıra koyu tonlu şerit bulunmaktadır. Genellikle kanat ve kuyruk kuşun kendi renginde olmaktadır. Bazen beyaz ile eşlemelerden kaynaklanan ve kanat telekleri beyaz olan kuşlara da rastlanmaktadır. Bu tür renk yapılanmalarının kuşun değeri üzerinde bir etkisi yoktur. Bu güvercinlerde asıl aranılan özellik uçuş performanslarıdır. Posta güvercinlerinde kuşun soyu çok önemlidir. Her kuşun bir şeceresi vardır. Kuşların ayaklarına daha yavru iken takılan markalarda kuşun hangi soydan geldiği belirtilir. Bu markanın karşılığı olan bir de kart olur. Buna “Pedigre” denilir ve bir çeşit kuşun nüfus kağıdı gibidir. Kalitesi test edilmiş bilinen soyların devam ettirilmesi gerekmektedir. Posta güvercini yetiştiricileri soyu belli olmayan kuşları kesinlikle almazlar. Bu tür kuşlar değersiz olarak kabul edilmektedir. Hatta bu konuda Belçikalıların atasözü haline gelmiş bir sözü vardır. “İyi soy aldatmaz” denilir.

POSTA GÜVERCİNLERİNDE SEÇİM VE GÖZLERİN ÖNEMİ

Evcil güvercin ırklarının tümünde gözler ırkın saflığını test etmede önemli bir göstergedir. Usta yetiştiriciler kuşun gözlerine bakıp kanında kırılma olup olmadığını anlama yetisine sahiptirler. Posta güvercinlerinde ise gözler daha da önemlidir. Posta güvercini yetiştiricilerimizden Rahmi Bozkır’ın “göz teorisi” olarak adlandırdığı görüşlerine burada kendi anlatımı ile aynen yer vermek istiyorum. Göz teorisi posta güvercinlerinde aranılan fiziksel vasıflarla ilgili olarak ortaya atılan diğer teorilerle beraber kuş seçmelerinde kullanılan bazı vasıflardan bir tanesidir. Genel anlamda konuya bakacak olursak bu vasıflar şu şekilde sıralanabilir. Göz, kanat, kuyruk, ayak, balans, vücut yapısı, tüy kalitesi vs. gibi. Bütün bu gözle görülen ve istenilen vasıflar kuşun mükemmel bir yarışçı veya damızlık olmasına yetmez. Sonuç itibariyle kimi kuşçular kuş seçiminde bu aranılan vasıflara çok ciddi anlamda önem verirken kimi kuşçularda sadece kuşun yarış performansını göz önünde bulundurur. Şu da bir gerçek ki yarışlarda son derece başarılı olan bir kuş mükemmel bir damızlık olacak diye kimse iddia edemez. Zira kuşun yarışçı vasıflarının üst düzeyde oluşu ile damızlık vasıflarının üst düzeyde olması aynı şeyler değildir. Şayet bu iş bu kadar basit olsaydı 2 tane şampiyon kuşu birbirine vurduğumuzda altından sürekli şampiyon kuşlar çıkması gerekirdi. Bir kuşun hakkında kesin karar vermek için onu damızlıkta da deneyip yarışlarda verdiği yavruların performansına bakıp buna göre damızlık vasfının yüksek olup olmadığına karar verebiliriz. Zira en “iyi seçici yarış sepetidir” Kısaca göz teorisinden bahsetmek gerekirse, kuşların gözünde 5 adet dairesel alan mevcuttur. Bütün uzmanların birleştiği tek nokta posta güvercininin göz yapısında bu 5 halkanın veya dairenin bulunması. Bu dairelere verilen isimlerin bazıları kişilere göre değişse de aranılan vasıflar son derece benzerlik arz ediyor.

1-Circle of pupil (Göz bebeği)
2-Circle of adaptation (Göz bebeğini çevreleyen daire)
3-Circle of correlation (İristen önceki son daire)
4-İris
5-Breeding circle (Damızlık dairesi), (Sağlık dairesi) veya yaygın ismi (Vermeyen ring)

1) Göz bebeği: Posta kuşunda en önemli özelliklerden bir tanesidir. Rengi siyah olmalı ve oval veya yuvarlak olmalıdır. Kuşun gözünü güneş ışığına tuttuğumuzda göz bebeğinin mutlaka buna refleks gösterip adete toplu iğne başı gibi küçülmelidir. İyi bir güvercinde göz bebeği mutlaka küçük olur. Göz bebeği büyük olan güvercinler uzun ve zorlu yarışları bitiremez. Zira bu güvercinlerin gözleri güneş ışınlarından çok fazla etkilenir.

2) Göz bebeğini çevreleyen daire: Bu dairenin içersinde güvercinlerin yarışçı özeliklerini gösteren yatay ve dikey çizgiler mevcuttur. Bu çizgiler hızı ve kuşun takribi mesafeni gösterir. Bunun dışında iyi bir damızlık güvercinde bu dairenin etrafını çevreleyen hat testerenin dişlilerini anımsatır.

3) İristen önceki son daire: Bu daire anladığım kadarıyla sadece renk ifade ediyor ve vites kuşlarında geniş olurken maraton kuşlarında dar oluyor. Birçok rengi vardır. Bunlar sarı, yeşil, mavi, gri, beyaz, menekşe vs. gibidir. Bütün renkler yarış kazanabilir. Sarı ve sarı yeşil kapsamlı bir göz rengidir. Beyaz ve gerçek dominant menekşe bir numaralı damızlık gözüdür. Eşleştirmelerde buna dikkat edilir ve zıt göz rengine sahip kuşlar birbirleri ile eşleştirilir.

4) İris: Genellikle posta güvercinlerinde iris gözdeki en önemli daire olmakla birlikte renk itibariyle kırmızı ve kahverengi vb. gibi çeşitlilik arz edebiliyor. İrisin koyu ve canlı bir renge sahip olması aranılan bir özellik. Ayrıca iyi bir yarışmacıda iris düz bir satha sahip iken iyi bir damızlıkta pütürlü olmalıdır. Benzetmek gerekirse irise baktığınızda iyi bir damızlıkta dağlar ve vadileri andıran yükseklik ve düzlükler görülmelidir. Ayrıca bu kırmızı rengin arasına kuşun göz halkasına bağlı olarak beyaz veya siyah gibi renk granüllerinin yer alması da ayrı bir özelliktir. Damızlık güvercinde iris göz bebeği istikametinde yüksekten alçağa doğru inen bir step sergiler.

5) Damızlık dairesi: Gözün en dış çevresinde yer alan son halkadır. Bu halka her kuşta mevcut değildir. Bu daire göze kan pompalar ve besler. Kuşun sağlıklı olup olmadığını bu halkaya bakarak anlayabiliriz. Bütün bu anlatılanlar ve yazılanlar sadece bir teoridir. Bu nedenle bu teoriye inanan ve uygulayıp başarılı olan bir çok kuşçu olduğu gibi inanmadığı halde başarılı olan kuşçular da bulunmaktadır. Burada tercih yapmak kişilere kalıyor. Benim şahsi fikrim fanatiği olmamak şartıyla bütün teorileri dikkate alıp kuşun aranılan ve istenilen vasıflara sahip olup olmadığına dikkat etmektir. Özellikle damızlık seçiminde göz teorisine yüksek oranda inanıyorum. Ancak son karar aşamasında mutlaka yarış sepetine güvenmeliyiz.

YÖN BULMA YETİLERİ

Genel olarak güvercinlerin ve özellikle de çok uzun mesafeleri kat eden posta güvercinlerinin yönlerini nasıl buldukları hep merak edilen, hayret uyandıran ve gizemli bir konu olma özelliğini korumuştur. Bu konuda zaman içinde çeşitli görüşler ileri sürülmüş ve bir çok deney yapılmıştır. İlk önceleri güvercinlerin yer yüzü şekillerini ezberledikleri üzerinde durulmuştur Daha sonraları ise güneşin ve yıldızların konumlarına bakarak yönlerini ayarlayabildikleri saptanmıştır. 1947 yılında geliştiren yeni bir varsayıma göre de güvercinlerin yerin manyetik alanını yön bulma amacı ile kullanabildikleri ortaya çıkartılmıştır. Dünyadaki manyetik alan, yer kürenin çekirdeğinde erimiş halde bulunan ve hareketli olan demirden kaynaklanmaktadır. Bu manyetik alan, yer kürenin içinden, okyanuslardan ve atmosferden geçerek bir kutuptan diğerine ulaşan oval biçimli akış çizgileri şeklindedir. Bu aynı bir mıknatısın kutupları arasına demir tozları serpiştirildiğinde oluşan çizgilere benzemektedir. Yeryüzündeki manyetik akım çizgileri, jeomanyetik ekvatorda yatay durumdayken, kuzeye ve güneye doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir konuma gelir. Alanın şiddeti kutuplara yaklaşıldıkça artar. Ekvatorda ise daha zayıftır. Dünyada yaşayan bazı canlıların bu alanın şiddetini ve eğim açısını saptayabilen Manyereseptör adı verilen alıcılara sahip olduğu deneylerle belirlenmiştir. Bu alıcılara sahip canlıların bu sistemi yer küre üzerinde alan bulmakta kullandıkları saptanmıştır. Bu tür alıcılara sahip olan canlılar arasında bazı mikroorganizmalar, kuşlar, balinalar, bazı balıklar bulunmaktadır. Bir tür iç pusula olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, güvercinlerde sinir sistemine yuvalanmış küçük manyetik mineral birikimleri ile sağlanmaktadır. Güvercinlerin kafatasları ile beyinleri arasında bulunan bu ferromanyetik tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimlerdir. Pusulanın ibresi gibi düşünebileceğimiz bu mineral tanecikleri, yeryüzünün manyetik alanındaki değişimlerden etkilenmekte ve ilişikte bulundukları sinir hücrelerinde bir implus (uyarı) meydana getirmektedirler. Bu impluslar sinir sistemi aracılığı ile beyine iletilmekte ve güvercin gerekli hareketleri gerçekleştirmektedir. 1947 yılında geliştirilen bu varsayım uzun yıllar genel kabul görmüştür. Ancak son dönemde bu konuda yeni bir varsayım daha ortaya atılmıştır. Bu varsayıma göre güvercinler, koku duyguları sayesinde hedeflerine ulaşabilmektedirler. Koku varsayımı ilk kez 1972 yılında F. Papi tarafından ileri sürülmüş ve 1980 yılında Almanya’da Hans Wallraff tarafından hafifçe değiştirilerek son halini almıştır. Bu varsayıma göre her coğrafi bölgenin uçucu maddelerden oluşan kendine özgü bir kokusu vardır. Yapılan araştırmalar güvercinlerin yön bulmasına yarayan kokuların havada aeresol halinde değil, molekül halinde bulunduklarını ortaya çıkartmıştır. Posta güvercinlerinin bu kokuları tek tek tanıdıkları düşünülmektedir. Bu güvercinlerin yavrularının bile farklı yönden esen rüzgarların, farklı kokular taşıdığını daha uçmaya başlamadan öğrendiği ve yaşadığı bölgenin bir koku haritasını çıkarttığı kabul edilmektedir. Uçmaya başladıktan sonra ise, farklı bölgelerin kokularının bu haritaya ilave edilerek haritanın geliştirildiği varsayılmaktadır. Bu konuda bir çok deney yapılmakta ve varsayım desteklenmeye çalışılmaktadır. Özellikle koku alma duyuları geçici olarak köreltilen güvercinlerin tanımadıkları bir bölgeden geri dönemedikleri gözlenmiştir. Ancak bölgeyi önceden tanıyorlarsa geri gelebilmektedirler. Bugün koku varsayımı genel olarak kabul edilen bir görüş durumundadır. Ancak diğer yön bulma yetileri ile birlikte ve duruma göre kullanıldığı düşünülmektedir. Bu konudaki çalışmalar ve araştırmalar devam etmektedir.

POSTA GÜVERCİNLERİNİN BAKIMI VE YETİŞTİRİLMESİ

Posta güvercini yetiştirmek, diğer güvercin ırkları yetiştiriciliğine göre daha fazla maddi ve manevi özveri gerektirmektedir. Posta güvercini yetiştiriciliğinde sabır şarttır. Bu güvercinler aynı bir sporcunun olimpiyatlara hazırlanması gibi ciddi ve disiplin altında çalıştırılırlar. Bu güvercinlere, düzenli uçuş ve yarışa yönelik antrenman uçuşları yaptırılır. Antrenman uçuşları sırasında belli uzaklıklara bir program dahilinde götürülüp bırakılmaları gerekmektedir. Bakımlı ve sağlıklı olmaları için çok ciddi anlamda bilgi ve hizmet gereklidir. Belli hastalıklara karşı düzenli aşılarının yapılması, beslenme rejimlerinin kuşun geçirdiği dönemlere bağlı olarak ayarlaması, sürekli hastalık takibi ve ilaç tedavisi, vitamin ve mineral takviyeleri şarttır. Bütün bunlar, fazladan bir özeni gerektirmektedir. Bu aynı zamanda maddi olarak ek bir bütçe ayrılmasını da zorunlu kılmaktadır. Posta güvercinlerinin bir yıl boyunca geçirdiği birbirinden farklı 4 dönem bulunmaktadır. Kuşun içinde bulunduğu döneme göre uygun bakım uygulanması gerekmektedir. Bu dönemleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1 ) Tüy değiştirme dönemi
2 ) Kış Dönemi
3 ) Yarış dönemi
4 ) Yavru dönemi

Tüy Değiştirme Dönemi : Bu dönem kabaca eylül ayı başından başlayıp aralık ayı başına kadar devam eder. Bu iki aylık dönem içersinde güvercinler eskiyen tüylerini belli bir düzene göre kendiliklerinden değiştirirler. Bu aynı zamanda yaklaşan kış ayına karşı bir hazırlanma evresidir. Bu dönemde kuşlarda aşırı bir stres hali vardır. Sürekli kaşınır ve gagaları ile tüylerini yolabilirler. Bu dönem çeşitli hastalıklara yakalanma açısından hassas bir dönemdir. Yetiştiricilerin uyanık ve dikkatli olmaları gerekir. Kuşların bu dönemi daha sakin atlatabilmeleri için, tüy dönemi öncesi eşlerin birbirinden ayrılması yerinde olur. Aynı zamanda tüylerin yenileniyor olması fazladan vitamin ihtiyacı doğurur. Beslenme yek karışımlarının da yeni döneme göre ayarlanması gerekir. Tüy değiştirme döneminde özellikle A, D, E, B vitaminleri içeren kompleks bir vitamin takviyesi şarttır. Örneğin Polivitamin Forte (Eczacıbaşı) adlı vitamin bu dönem için sularına karıştırılarak verilebilir. Bunun yanı sıra kesinlikle protein takviyesi gereklidir. Çünkü vücut dokularında önemli görevler yapan proteinler, % 88 oranında tüylerin yapısı içinde yer alırlar. Protein açısından yüksek yemlerin başında mercimek, bezelye, soya fasulyesi, fasulye ve fiğ sayılabilir. Her yetiştiricinin tercihi değişmekle birlikte, bu dönem için örneğin şöyle bir yem karışımı önerilebilir. % 30 Mercimek, % 25 Buğday, %20 Ak Darı, %20 Mısır, %5 kenevir

Kış Dönemi : Bu dönem kabaca aralık ayı başından başlayıp şubat ayı başına kadar sürer. Bu dönemde yuvada erkek ve dişiler birbirinden ayrı tutulurlar. Ancak birbirlerini görmeleri engellenmemelidir. Ayrı durmaları bize hem yeni eş döneminde istediğimiz çiftleri damızlığa ayırabilme olanağı sağlar, hem de kuşların gerekli kızgınlığa ulaşmalarını ve eş dönemine iyi ve istekli olarak girmelerini doğurur. Posta güvercinleri kış döneminde fazla uçurulmazlar ve bir tür dinlenmeye alınırlar. Bu dönemin sonlarına doğru kuşların özellikle PMV 1, Pox, Salmonella gibi hastalıklara karşı aşılatılması uygundur. Aynı zamanda diğer hastalıklara ve özellikle CRD ve Trichomonas gibi hastalıklara karşı tedavi bakım uygulanır. İç parazit ve Cocidiosis olasılığına karşı önlemler alınır. Gerçekten sağlıklı olduğuna inanılan kuşlar eş dönemi için damızlık olarak ayrılır ve yarış dönemi için hazırlanırlar. Kış döneminde kuşların fazla yağlanmalarını önlemek gereklidir. Bu dönemde kuşlar fazla uçurulmadıklarından yağlanma eğiliminde olurlar. Bu açıdan verilen yem oranları yeniden ayarlanır. Yağ oranı yüksek olan kenevir, yulaf, mısır ve darı gibi yemler azaltılır ya da hiç verilmez. Bu dönem için örneğin şöyle bir yem karışımı uygulanabilir. % 30 Buğday, %30 Mısır, % 20 Mercimek, %20 Ak Darı.

Yarış Dönemi : Mart, Nisan ve Mayıs gibi bahar ayları posta güvercinlerinde yarış dönemi olarak kabul edilir. Bu dönemde yarış için ayrılan kuşlar belli bir uçuş antrenmanına tabi tutulur ve yarışa hazır hale getirilirler. Yarış için ayrılan kuşlar en sağlıklı ve en güvenilir kuşlar olmalıdır. Antrenmanların başlaması ve yarış sezonunun açılması ile birlikte kuşlara uygulanan beslenme rejimi de değiştirilir. Bu dönem bol enerji veren karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme daha uygundur. Karbonhidrat oranı yüksek yemlerden, Buğday, Mısır, Arpa, Ak Darı gibi yemlerin oranları artırılır. Yemlere bazı takviyeler yapılabilir. Şöyle bir yem karışım oranı uygulanabilir. % 20 Buğday, %20 Mısır, %20 Ak Darı, % 20 Pirinç, %20 Mercimek. Yarış döneminde gene vitamin ve mineral takviyeleri kuşlarımızı güçlü tutacaktır. Vitamin olarak Polivitamin Forte, (Eczacıbaşı) mineral olarak Depomin Oral Solüsyon (Vetaş) belli aralıklarla takviye olarak verilebilir.

Yavru Dönemi : Şubat ayının ortaları ya da en geç mart ayının başından itibaren güvercinlerde yavru dönemi başlar. Bu dönemde damızlık olarak ayrılan güvercinler kendileri için hazırlanmış özel damızlık bölümde eşe atılarak yavru dönemi başlatılır. Damızlığa ayrılan kuşların, yavru dönemi öncesinde bütün hastalıklara ve parazitlere karşı bakımlarının, kontrollerinin ve aşılarının yapılmış olması gerekir. Unutulmaması gerekir ki sağlıklı yavrular ancak sağlıklı damızlıklardan alınabilir. Yavru dönemi kuşların özellikle vitamin ve mineral ihtiyaçlarının arttığı bir dönemdir. Özellikle E vitamini yavru verimini artırıcı etki yapmaktadır. Bu dönemde E vitamini içeren vitamin takviyeleri uygun olur. (Evisel oral solüsyon) Mineral olarak da özellikle kalsiyum ihtiyacı çok fazladır. Bilindiği gibi yumurta kabuğu kalsiyumdan oluşmaktadır. Bu dönemde damızlık bölümünden çeşitli mineraller içeren grit taşları eksik edilmemeli ve ayrıca sularına mineral takviyesi (Depomin oral solüsyon) yapılmalıdır. Yem karışımları ise protein, karbonhidrat, yağ ve selüloz açısından hepsini uygun oranlarda kapsayacak şekilde daha dengeli olmalıdır. Protein miktarı biraz fazla tutulabilir. Şöyle bir karışım kullanılabilir. % 25 Mercimek, %25 Ak Darı, % 25 Buğday, %20 Mısır, %5 kenevir. Bu dönem için yurt dışında özel hazırlanmış damızlık ve yavru yemleri bulunmaktadır. Genellikle iyi yetiştiriciler bu tür özel karışımları tercih ederler.

ALIŞTIRMA VE ANTRENMAN

Posta güvercinlerinin yaşam süreleri 10–15 yıl kadardır. Bu süre iyi bir bakımla en çok 20 yıla kadar çıkabilmektedir. Yavru posta güvercinleri 30–40 günlük olduklarında yem yiyebilecek ve su içebilecek hale gelirler. Bu duruma gelen güvercinler ana ve babalarının yanından ayrılırlar ve yavrular için hazırlanmış ayrı bir bölüme konulurlar. Böylece diğer kuşlardan gelebilecek zararların önüne geçildiği gibi, daha fazla yem yiyerek gelişmeleri hızlandırılmış olur. Bu dönemde yavrular, özel yavru yemi ile beslenmeye başlarlar. Önlerinde her zaman yem, temiz su ve grit taşı bulunmasında yarar vardır. Her gün düzenli olarak gözlenerek gelişmeleri kontrol altında tutulur. Zaman zaman salma önüne çıkmalarına izin verilir ve tekrar geri içeri girmeleri sağlanır. Böylece kendi yerlerini ve konumlarını öğrenmelerine çaba sarf edilir. Yarış salmasından yuvaya geri girmeyi öğrenmesi biraz zaman alır. Bu konuda sabırlı olunmalıdır. Posta güvercinleri kanattan ilk tüylerini attıktan sonra form tutmaya başlarlar. Bu süre yaklaşık 6–8 hafta kadardır. Bu aşamaya gelen kuşlar grupla birlikte fazla zorlanmaksızın uçurulmaya başlarlar. Uçurulma öncesi yuva ve etrafını görebilecek bir konumda olmalarında yarar vardır. Uçuşlar sabah ve akşam üzerleri olmak üzere günde iki kez tekrarlanmalıdır. Yavruların mesafe uçurulmaya başlamaları için, toplu uçuş sırasında yuvadan iyice uzaklaşıp havada gözden kaybolmaya başlamaları beklenir. Her uçuşta bunu tekrarlayan kuş artık mesafe uçurulmaya hazır hale gelmiş demektir. Mesafe uçmaya alışmaları için ilk önce gene grup halinde en fazla 5 km. uzağa götürülüp toplu olarak bırakılırlar. Geri dönmeyi başaran yavrular için yavaş yavaş mesafe artırılmaya başlanır. Örneğin her seferde mesafe 5 km. daha artırılır. 30–40 km. kadar uzaklıktan bırakılan kuşlar geri gelebiliyorlarsa, artık toplu antrenmanlara son verilir ve kuşlar belli aralıklarla tek tek bırakılmaya başlanır. Bu aşamada kuşun bırakılacağı uzaklığın tespitinde eskiden beri uygulanan klasik yöntemlerden biri, bir önceki uzaklığın yarısı kadar kilometreyi, bir önceki uzaklığa ekleyerek yeni uçuş uzaklığını bulmak şeklindedir. Yani kuş 50 km.den bırakıldığında geri gelmişse, ikinci uçuş uzaklığı 50/2 = 25, 50 + 25 = 75 olarak hesaplanabilir. İlk bırakılan kuş gözden iyice kaybolduktan sonra ikincisi bırakılmalıdır. Böylelikle kuşların birbirini takip etmeleri önlenir. Amaç kuşların kendi yeteneklerini geliştirmesini sağlamaktır. Yarışacak kapasiteye gelebilmeleri için ise 2 yaşını doldurmaları gerekmektedir. Bu süre içersinde kuş belli aşamalardan geçerek gelişir ve yarışabilecek konuma getirilir. Kuş yuvasına geri döndüğünde salma girişinden yuvanın içine girmesi şarttır. Bunu sağlayabilmek için belli bir eğitim uygulanır. Öncelikle kuşlar hiçbir zaman tok karına uçurulmazlar. Yuvasına geri döndüğünde yeminin ve suyunun kendisini o delikten girdiğinde beklediğinden emin olmalıdır. Özetle kuşlara uygulanacak eğitimin temelinde açlık ve beklenen davranışın gerçekleştiğinde açlığında giderilmesi şeklindedir.

YARIŞLAR

Posta güvercinleri soylarındaki genetik yapıya göre belli mesafeleri daha iyi uçabilirler. Bu özellikleri bakımından kabaca kısa, orta ve uzun mesafe uçucuları olarak 3 gruba ayrılarak değerlendirilirler. Uzun mesafe uçanlar ise günlük ve gün aşırı olarak iki kısımda incelenebilirler. Kısa mesafe uçanlar, 100–300 km. arası uçan kuşlardır. Bunlar “vites” olarak adlandırılmaktadır. Orta mesafe uçanlar, 300–600 km. arası uçanlardır. 600–1200 km. arası uçanlar ise uzun mesafe uçucularıdır. Bunlar da “maraton” olarak adlandırılırlar. Kuşun hangi mesafede başarısı daha iyi ise o mesafede yarışa sokulması gerekmektedir. Bir de “all round” olarak bilinen ve bütün mesafeleri iyi uçabilen kuşlar bulunmaktadır. Maraton uçuşlarında kuşlar 12–14 saat arası uçmaktadırlar. Bu tür bir uçuş sırasında ortalama 1000 km.yi 11 saatte kat etmektedirler. Gece bile uçan kuşlar olduğu gibi uçuş sırasında mola verip dinlenen kuşlarda olmaktadır. Güvercinin uçtuğu mesafe harcanan zamana bölünerek hızı bulunur ve böylece hangi güvercinin en yüksek hıza ulaştığı saptanır. Saatteki hızları 90–145 km. arasında değişebilmektedir. Posta güvercini yarışları ülkemizde bu alanda etkinlikler sürdüren dernekler aracılığı ile düzenlenmektedir. Bu tür dernekler başta İstanbul olmak üzere ülkemizin farklı illerinde bulunmaktadır. Pasta güvercini yarışlarına ülkemizde ilgi, Avrupa ülkelerinde olduğu kadar olmasa bile fazladır. İstanbul’da bu alanda etkinlik gösteren 13 tane dernek bulunmaktadır. Bu derneklere üye yaklaşık 2000 güvercin meraklısı bu sporu sürdürmektedir. Gene İstanbul’da 10.000’in üzerinde posta güvercini bulunmaktadır. İlgili dernekler yarış gününü ve hangi etaplar arası yapılacağını önceden bildirirler. Yarışlara katılabilmek için katılımcılardan dernek tarafından belirlenen bir ücret alınır. Tüm katılımcılardan toplanacak olan para, yarış sonunda ilk üç dereceye giren katılımcılar arasında belli bir orana göre paylaştırılır. Her katılımcının bu yarışlar için hazırlanmış özel bir yarış saati olması gerekir. Bu saat sayesinde her kuşun geri dönüş zamanı tam olarak belirlenebilir. Yarış günü geldiğinde yarış kaydı yapılmış olan tüm güvercinler hareket noktasında toplanırlar. Yarışın başlatılacağı yere gönderilmek üzere nakliye aracına bindirilirler. Güvercinlerin nakledildiği araçların içi güvercinler için özel olarak düzenlenmiştir. Klima ve havalandırma sistemine sahiptirler. Yarışın başlatılacağı yere nakledilen güvercinler burada yarışın başlangıç saatinde aynı anda salıverilirler. Böylece yarış başlamış olur. Hangi güvercin en önce yuvasına gelirse, yarışı o güvercin kazanmış olur. Güvercin sahipleri ellerindeki özel yarış saatleri ile bu dönüşü belgelerler. Ülkemizde bu yarışlar, İzmit, İstanbul, Diyarbakır, Kayseri, Bursa, Manisa gibi illerimizden başlatılmaktadır. Örneğin 2002 yılında Diyarbakır-İzmit arasında 10 yarış düzenlenmiştir. Yarış sonrası yuvaya geri dönme yüzdesi bütün katılımcılar hesaba katılarak % 30 civarında olmaktadır. Bu rakam aslında ciddi oranda bir kuşun yarışlar sırasında yok olduğu anlamına gelmektedir. Yuvaya geri dönememe sebepleri arasında, yön bulamamanın yanı sıra yırtıcı kuşlara yem olma ve hatta ne yazık ki avcılar tarafından avlanılma bile bulunmaktadır. Bu yarışmaları yıllar boyunca sürekli kazanan ya da dereceye giren kümeslerin bu konuda istikrarlı oldukları kabul edilmektedir. Yarış yüzdesi % 60’ın altına düşmeyen kümeslerin başarılı oldukları söylenebilir. Yoksa sadece bir yıl yarış kazanmak önemli değildir. Bunun yanı sıra bir yarışmacının yarışa getirdiği kuşların gene % 60’ının yarışta iyi performans gösteriyor olması bir başarı göstergesi olarak kabul edilebilir. Yarışmacı yarışa 20 tane kuş getirir ama sadece biri başarılı olursa bu çok makbul değildir. En az 12 tanesi başarılı olursa bu bir istikrar göstergesidir. Bu yarışlarda aslında yarışan sadece kuşlar değildir. Asıl yarış yetiştiriciler arasındadır. Bu uzun soluklu, sportmence yürütülmesi gereken tatlı bir rekabettir.

HAVA KOŞULLARI

Posta güvercini yetiştirenler gerek yarışlar gerekse antrenmanlar sırasında hava koşullarının iyi gözlemek ve dikkate almak durumundadırlar. Yetiştiriciler uçuş öncesi hava ve rüzgarın durumu ile ilgili bilgileri meteorolojiden aldıktan sonra uçuşa karar vermelidirler. Bu özellikle uzun uçuşlar için gereklidir. Hava şartlarının uçuş için uygun olmadığı zamanlarda kuşlar uçurulmamalıdırlar. Bu şartları şu şekilde özetleyebiliriz.

1) Yağışlı havalarda kuşlar uçurulmazlar. Kar ya da yağmur yağdığı şartlarda, yağış olmasa bile havanın yağma ihtimalinin fazla olduğu durumlarda, kuşları uçurmak uygun değildir.
2) Sis ya da benzeri nedenlerle görüş mesafesinin azaldığı durumlarda, eğer görüş mesafemiz 5 km.den az ise kuşlar uçurulmazlar.
3) Şiddetli rüzgarın olduğu havalarda, eğer rüzgarın hızı saatte 35–40 km.den fazla ise kuş uçurulmazlar.
4) Aşırı sıcak havalarda, örneğin hava sıcaklığı 30–35 dereceden fazla ise kuşlar uçurulmazlar.

Bunun yanı sıra hava koşullarının uçuş için daha uygun olduğu anlar da vardır. Bu koşulları şöyle sıralayabiliriz.

1 ) Hava sıcaklığının 10–15 derece arasında olduğu zamanlar.
2 ) Görüş mesafesinin 20 km.den fazla olduğu havalar.
3 ) Kuru havalar.
4 ) Rüzgarın yönü ile güvercinlerin uçacağı yönün aynı olduğu durumlar.

POSTA GÜVERCİNLERİ İLE HABERLEŞME NASIL YAPILIR ?

Genellikle güvercin yetiştiriciliği üzerine bilgisi olmayan kişilerin en çok merak ettikleri soru sanırım budur. Günümüzde posta güvercinlerinin haberleşme amaçlı kullanımı pek kalmamıştır. Haberleşmenin yerini yarış amaçlı kullanımlar almıştır. Eğer posta güvercinleri haberleşme amacı ile kullanılacaklarsa, bu sistem, duruma göre tek taraflı ya da iki taraflı olarak iki şekilde düzenlenebilir.

TEK TARAFLI DÜZENLEME: Bu düzenlemede, iki nokta bulunur. Bunlardan biri sabittir, diğeri ise değişebilir. Sabit nokta haberin gideceği adrestir. Bu adres kuşun yetiştirildiği ve yuvasının ve eşinin bulunduğu yerdir. Değişken nokta ise kuşun uçuş mesafesi içersinde herhangi bir yer olabilir. Özetle kuş yuvasından alınır ve uçuş mesafesi içersinde herhangi bir yere götürülüp beslenmeye başlanır. Dikkat edilecek nokta kuşların eş olarak alınmaması gerekliliğidir. Eşlerden sadece biri götürülür. Diğer eş yuvada bırakılır. Kuş götürüldüğü yerde uzun süre bulundurulabilir. Bu süre 1–2 sene hatta daha fazla bile olabilir. 5–10 yıl sonra yuvasına geri dönen kuşların olduğu bilinmektedir. Kuş götürüldüğü yerde başka bir güvercinle eşleştirilmez ve tek olarak bakılır. Bu kuş bırakıldığında mutlaka ilk yuvasına ve ayrıldığı eşine geri döner. Böylece kuşu götüren kişi, kuşun ayağına haber bağlayarak serbest bıraktığında kuşun ilk yuvasının bulunduğu yere haber gönderebilir. Eskiden savaşlarda ön cephede hareketli halde bulunan birlikler, sabit olan merkez karargahları ile bu şekilde haberleşiyorlardı. Günümüzde düzenlenen posta güvercinleri yarışmalarında kullanılan yöntem ve mantık aynıdır.

İKİ TARAFLI DÜZENLEME: Bu düzenlemede de iki nokta vardır ancak noktaların ikisi de sabittir. Örneğin biri Ankara’da diğeri Konya’da bulunan iki posta güvercini yetiştiricisi karşılıklı olarak kuşlarını değişirler. Değişim sırasında kuşlar eş olarak değil tek olarak verilirler. Değişilen kuş sayısı kadar haber gönderebilme olanağı bulunmaktadır. Böylece Ankara’daki yetiştirici Konya’dan getirdiği kuşu salıverdiğinde kuşun gideceği adres bellidir. Haber Konya’ya ulaşır. Konya’daki yetiştirici de buna cevap vermek isterse, Ankara’dan getirdiği güvercinlerden birini salıverir. Böylelikle sabit iki nokta arasında karşılıklı haberleşme sağlanabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta kuşların götürüldükleri yeni yuvalarında başka kuşlarla eşleştirilmemeleri ve tek olarak bakılmaları gerektiğidir. Eskiden savaşlarda birbirinden belli bir uzaklıkta bulunan iki kale arasında haberleşme bu şekilde sağlanıyordu.

NOT: Posta güvercinleri ile ilgili yazılarından ve görüşlerinden yararlandığım İstanbul’dan değerli yetiştiricimiz Rahmi Bozkır’a ve ayrıca Osmanlıca metinlerin çevirisini yaparak destek olan Ankara’dan arkadaşım Kazım Süren’e teşekkür ederim.

 

Www.ChatOdam.Com


  Yorumlar

 
Şalvar Davası" filmi gerçek oldu


Köpekbalıgı Su Kaplumbagasına Saldırdı.html


ÖYLE Bİ...


Bu fotoğraf her şeyi anlatıyor...


Bahreyn'e toprak sattık mı?.html


Katili akrabası çıktı.html


Müslüm Gürses - Sen Nerdesin Sen Nerde


10 yaşında kız çocuğu boğazı kesilerek öldürüldü.html


Çenenizi günde ne kadar kullanıyorsunuz ?


Duymamaya Devam et


Gelin Roman Havası İzmirli Volkan


İzmirli Taylan - İnadına inat Roman Havası


İZMİRLİ TayLan - Abe Kaynana


İzmirli Taylan Gamzeli Yarim


İzmirli Taylan Bak Bana


İzmirli Taylan Kara Gözlüm


İzmirli Taylan Cırr Cıngırdak


İzmirli Taylan Roman Havası


İşte dünyanın en aptal hırsızları


Yahudilerden ezana çirkin benzetme!


Canli SohbetCanlı Sohbet
Eğlence Sohbet Arkadaşlık

Cinsellik |  Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |  Script Hakkında |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Şiirler

Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır SaNaLKRaL

1 Online Ziyaretçi